7 sene önce, 25 yaşında bir astroloji etkinliğine katılmıştım. Bir süredir astroloji ile ilgileniyordum fakat katıldığım bu etkinlik “Astrodrama” adı verilen müzik, kostüm ve katılımcılara roller verilerek yapılan bir etkinlikti. Etkinlik bittiğinde içimde tarif edemeyeceğim bir his oluştu. 25 yaşındaydım ve ileride bir gün, bugünlerden bahsederken “gençken şöyle yapıyordum” diye bahsedecektim.

Bunun nedeni ise önceki 7 yıl boyunca, yani 18 ve 25 yaşlarım arasında çok yoğun bir şekilde çalışmamdı. Devlet ortaklı bir projede, birkaç farklı reklam ajansı ve birkaç farklı yazılım şirketinde çalışmıştım. 2013’te son çalıştığım yerde, hala genç olduğumu farkettiğim o günlerden birinde, odamdan çıkıp mutfağa kahve almaya gittim. Dönerken odam ve patronun odasına ayrılan koridorun başında en fazla 3 saniyelik bir kararla patronun odasına gitmeye ve işten ayrılmayı istediğimi söylemeye karar verdim. Öyle de yaptım, ajansın sahibi bunu kabul etmedi, 1 hafta boyunca düşün tekrar konuşalım dedi.

Planlara uymak konusunda yetenekli ve ısrarcıyımdır, tam 1 hafta sonra tekrar yanında gittim. Bu sefer de bir öneri de bulundu; sıkıldıysam uzaktan çalışabileceğimi, benimle çalışmaktan memnun olduğunu söyledi. Ben de eğer böyle yapacaksak, kuralına ve yasasına uygun bir şekilde yapalım, ben şirket kurayım ve sözleşme imzalayalım, nasıl olur dedim ve bunun onlar için daha iyi olacağını söyledi. Hemen, tanıdığım bir mali müşavirin yanına gittim, durumu anlattım. O da bana şirket kurmanın nasıl sorumluluklar getirdiğini, hangi vergileri ödemem gerektiğini, bağ-kur ve diğer sabit masrafları söylediğinde, umutsuzca kendisine, “Sence bunu başarabilir miyim?” diye sordum. Mali müşavirim ile 7 senedir sorunsuz bir birliktelikle çalışıyoruz, bu konudaki en büyük destekçilerimden biri. Fakat her aklına geldiğinde hala ilk kuruluştaki başarmak konusunda umutsuz tavrımı hatırlatır ve bak ne kadar kolaymış diye ekler.

Gerçekten de bir şahıs şirketi işleterek şirketlere hizmet vermek, bir şirkette gidip çalışmaktan benim için çok daha kolay oldu. Geçtiğimiz 7 yıl içerisinde, bu tarz bir çalışma modelinin en büyük savunucularından biri oldum. Arkadaşlarıma bu şekilde çalışmanın daha faydalı olduğuna ikna ettim. Tabii kimisi için iyi olurken, kimisi için de iyi olmadı. Bu aslında, çalışmaktan ne anladığımıza, neyi, nasıl üretmeyi planladığımızla ilgili değişen bir konu. Genellikle gözlemlediğim şey hayatı iş odaklı olan kişiler için daha eğlenceli olabiliyor. Fakat işi bir gelir yöntemi olarak görenler için, bu tür bir çalışmanın getirdiği sorumluluklar can sıkıcı olabiliyor.

İş Odaklı Hayat

Bununla neyi kastediyorum, en azından bu benim için nasıl çalışıyor biraz bahsedeyim. Benim için birinci öncelik olarak hep üretmek geliyor. Bir üretim sürecinin içine dahil olduğumda, bu üretilen şeye de ekstra bir sempati besliyorsam ya da üretim ekibinden keyif alıyorsam uzun bir süre yapılan işin benim için getirisi ve götürüsünü hesaplamadan hayatıma devam ediyorum.

Çalışma masamda her zaman kolonya olur ve tütsü yakmayı çok severim. Soğuk su yerine de limonlu, limonu yumuşatmak için de tarçın eklenmiş su kullanıyorum. Bu düzeni kurabildiğim her yer benim için dakikalar içerisinde ofis oluyor. Fatih’teki geçici odam – 2015.

Evim, İstanbul’un merkezinin biraz dışında ve burayı da seviyorum. Fakat bazen birden çok proje aynı anda ya da büyük bir proje üzerinde çalıştığımızda, müşterilerimin ofisine daha sık gitmek ya da yolda geçirdiğim zamanları en aza indirmek ve bunları kodlama zamanı olarak ayırmak için evimi İstanbul’un merkezine taşımaktan hiç çekinmedim ve bu kararları almak sadece saatler içerisinde oluyor. Bunu geçtiğimiz 7 yıl içerisinde 2 defa yaptım. Birinde 6 ay Fatih’te arkadaşlarımın evindeki boş odayı kiralayarak, birinde de 1 yıl Üsküdar’da eşyalı bir ev kiralayarak gerçekleştirdim.

Bu da Üsküdar’da oturduğum evden bir kare, arkadaşlarımla birlikte evden çalışıyoruz. Üsküdar’daki geçici evim – 2017.

Tabii herkes için bu geçerli değil, her uzaktan çalışan gerektiğinde müşterilerine yakın ev tutacak ve iş bittiğinde geri dönecek demiyorum. Demek istediğim, iş odaklıdan kastım, iş için konfor alanınızı bozabilecek seviyede gözü karartmış olmanızdır. Sorulması gereken: “bunu konforumu arttırmak için mi yoksa konforumu bozabilme yeteneğim olduğu için mi istiyorum?“. İşte bu sorunun cevabı geçiş için aydınlatıcı olabilir.

Çalışmak İçin Uygun Ortam

Benim çalışmak için uygun bulduğum yerlerin başında tanımadığım kişilerin hareketlerinin olduğu yerler geliyor. Örneğin kafeler, ortak çalışma alanları. Buralarda bana seslenmeyen ya da yanıma gelmeyen fakat hareket halinde olan insanlar çalışma isteğimi arttırıyor. Beynimde herkes çalışıyor, ben de çalışmalıyım gibi bir his oluşuyor. Bu tercih ettiğim şey tabii ama her zaman kalabalık bulabileceğim diye bir şey yok. Bir de tanıdıklarımın bana bir şeyler sorduğu yerler oluyor, ev, müşterimin ofisi gibi. Bu durumda da çalışmaya zorlayarak da olsa devam etmek gerekiyor. Aynı zamanda uzaktan çalışabilmenin en büyük avantajı da sınırlara bağlı kalmaması. Başka ülkelerde de çalışabilmek gerekli. Bu yüzden çalışma ortamındaki bağımlılığınızı en aza indirmek gerekli, yani bilgisayar, elektrik ve internetin olduğu her yerden çalışabilmek gibi. Tabii ödemeleri de alabilmek lazım, e-fatura da bu problemi kolayca çözüyor.

Para Harcamaktan Çekinme

Bu da biraz göreceli bir kavram tabii, 100₺ harcayan birisi para harcamaktan çekinmediğini düşünebilir. 1000₺ harcayan birisi ise hala para harcamaktan çekindiğini düşünebilir. Fakat bunun da yine kişinin kendi ölçüsünde anlayabileceği hususlar var. Ama öncesinde neden para harcamak önemli bundan bahsetmek istiyorum.

Şirket sahibi sorumluluklarıyla bireysel çalışarak şirketlere hizmet vermenin ve ürün geliştirmenin de her geçen gün değişen ve artan sorumlulukları var. En basitinden eğitimler, çevrimiçi eğitimler, konferanslar, bazı işleri daha kolay/iyi yapmayı sağlayan yeni ücretli araçlar ve son olarak da kendinizi biraz daha kurum gibi hissetmeniz için ihtiyacınız olan materyaller. Ben bütün bunlara önem veriyorum, en iyi üretim araçlarının bende olması için para harcamaktan asla çekinmem. Bunu da katıldığım resim kursunda gördüm, ne kadar kaliteli malzeme alınırsa o kadar iyi resimler çıkıyor. Aynı işi görebilecek daha ucuz boyalarla hikaye anlatılabiliyor fakat üretim süreci tatmin edici olmuyordu. Daha önce reklam ajanslarında çalışmış bir yazılımcı olarak, bazı reklam hareketleri için de para harcamak açıkçası çok hoşuma gidiyor.

MDSW

Bir gün müşterilerime yaptığım web sayfalarının görsellerini atarken çok uzun domainler kullandığımı, kısalırsa daha iyi görüneceğini farkettim. Bunun için çok kısa bir domain almaya karar verdim. Şahıs şirketimin ismi -mali müşavirimin önerisiyle- MD Yazılım olarak kaydedilmişti. Ad ve soyadımın baş harfleri olan MD zaten çalıştığım kişiler tarafından özellikle e-postalarıda beni etiketlemek için kullanılıyordu. Yaptığım bir domain araştırmasında MDSW.co adresinin boş olduğunu gördüm, sadece 6 harf kullanarak bir web sayfasında derdimi anlatabilecektim ve sonuna bir kaç karakter ekleyerek link kısaltması da yapabilirdim. Ayrıca MDSW – Mehmet Davut Software Works anlamına geliyor – bana çok sevdiğim bir müzisyen olan Bach’ın çalışma kataloğu kısaltması gibi gelmişti BWV ve çok hoşuma gitmişti. Sonuçta ben de hayatımın geri kalanında irili ufaklı yüzlerce iş yapmak istiyordum ve bunları belki MDSW 23 gibi adlandırabilirdim 🙂

2017’ye kadar: MD Yazılım Mehmet Davut
2017’den itibaren: MDSW Dijital Hizmetler ve Danışmanlık Tic. Ltd. Şti.

Aradan yıllar geçti ve bir marka nasıl tescil edilir öğrenmek istedim. Çünkü yeni kurulan bir müşterimin buna ihtiyacı olabilir, beraber yapmamız gerekebilirdi. Ya da ben bir girişimim için marka başvurusunda bulunmak isteyebilirdim. Nihayetinde şirketim için MDSW harflerini ve yukarıdaki resimlerde gördüğünüz logoyu kendi başıma 2016 yılında tescil ettirdim. Bu arada logo ise plansız bir şekilde tasarımcı bir arkadaşım tarafından bana yollandı, bir nedeni de yok. Böyle birşey çizdim, senin hoşuna gider dedi. Gerçekten de hoşuma gitti ve bugün şirketimin logosunu oluşturuyor 🙂

Bugün 5 Temmuz, şirket kurarak diğer şirketler için hizmet vermeye başlamamın üzerinden tam 7 sene geçti. Doğrusunu söylemek gerekirse, 7 sene önce bunun bu kadar süreceğini tahmin etmemiş, sadece denemek istemiştim. Burada 7 sene içinde edindiğim tecrübeleri ve denediğim modelleri, herkese fayda ve bilgi sağlaması amacıyla anlatmaya karar verdim.

Her hafta bu yaşadığım tecrübelerle ilgili yazılar yazmayı umuyorum, beni twitter.com/MehmetDavut adresinden takip edebilirsiniz.

Mehmet Davut tarafından yayınlandı

Girişimci, Yazılım Geliştiricisi, Astrolog

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.